Bir çocuk-adı Hayri'ydi onun
Bir çocuk için Hayri büyük bir ad
Ama büyüyecekti nasılsa
Severdi adını ayrıca
- görmediği dedesinin adıymış-
Hayri çocuk
Bir apartmanın yapılışını izliyordu
Evlerinin karşısındaki arsayı iyice
Kazdılar önce
Bir sürü adamlar gelip
Bir kamyonun üstünde
Sarı bir kamyonun
Sonra kocaman bir araç getirdiler
Kazmaya adamların gücü yetmeyince
Bir adam ölçtü biçti güzelim arsayı
Bir başkası imli bir sırık tutuyordu elinde
Birden aklına geldi Hayri'nin
Bir atın artık acıkmış olabileceği.
Örneğin
Geçen yaz yağmurların yağdığı dönemde
Kınalar köyünde gördüğü ıslanmış altın
Derisinden buğular çıkan altın
- Bir keresinde kendi de
Yağmurda ıslanıp çok acıkmıştı.
Birinde de annesiyle babası
Uzak bir yere gittiklerinde
Ama ne kadar uzak kimbilir
Ama sonra ne sevinmişti
Akşam olmadan döndüklerinde
Babaanannesini hatırlamıştı o zaman
Hiç görmediği babaannesini
Ama yine de çok sevinirdi
Ondan söz edilince-
Hemen evine koştu Hayri
Atın acıkmasını düşleyip
Kendi açlığını duydu belki
Kendi vücüdunun ülkesinde
Tıpkı atın acıktığı gibi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder